22 Aralık 2009 Salı

*

hayat, taşların yerine oturmasından ve ''vay canına'' demekten başka bişey değil galiba...
yaa daha çok şey tabiki ama ben şimdilik bunu vurgulamak istedim, allah allahh ne var yani ille de yazdığım her şeyin çok mu doğru olması lazım ,, üüff yaa sınavım var aslında çalışmamak içün elimden geleni yapıyorum, saçmalıyorum =)
serkoşla konuştum az önce biliyorum kızıyor serkoş deyince ama nerdeee, okumaz bile burayı:) özlemişim leenn dombili göbeği, her görüşümde daha da büyüyor göbüşü :) gece gündüz cola aburcubur tüketmekten olacağı buu.. valla ben de canım çekti bu saatte de nerden bulacağım yaw.. bir ara istanbula geleceğim, olum özgür sizin şu tango pratiklerine biz de gelebiliyoz mu dışardan, yok diyosan cingar çıkarırım:)
üüff yaa ben ders çalısıcam, saçmalamaktan daha keyifli =)
anlaşıldı sabahlamadan olmayacak, yine günü doğuracaz desene...
haydiyin gaçanze...

vayy canına yaa , vayy anasını yaaa ;)

sevgiler,

*

29 Kasım 2009 Pazar

olacak iş değil!

gece gece çenem açıldı :)
hadi ordan, olacak iş değilmiş de bilmemne...
yazmayı özlemişim demiyor da leydi hanım- ayak üstü iltifat da ettim kendime, hadi yine iyisin:)
bu gün bir manyaklık yaptım ama yoo manyaklık sayılmaz, odamda ders çalışmaktan o kadar sıkıldım ki ben de evin farklı yerlerinde çalışmaya karar vedim- evet tuvalette çalışmak da güzel ama kimsenin rahatsız edemeyeceği bir yer daha makul geldi, bayram dolayısı ile ziyaretçisi de arttı haspanın. bizim bodrum katına indim ne eşya var ne bişey bir masa bir sandalye bir de benim sakine :) yanıma antika lambamı aldım bir de bilgisayar, kitaplarım vs. sabahtan beri bu bodrum katında oturuyorum,-yalan ara sıra özel ihtiyaçlarım için yukarıya çıktım doğru bir de gece saat 3 sularında tv izlemeye çıktım onda da gönül makamı denk geldi biraz oturdum ve şimdi yine burdayım :) kanımca sabahtan beri 10 saat olmuş.. vayy canına yaaa, çok sevdim be yaaa..
bodrum katı olduğundan odanın camı biraz tavana yakın, hemen altına koydum masayı gündüz camdan ışık aldım, akşama doğru sokak lambalrı açıldı, baktım pencerenin kenarında ışıldıyor bir tanesi, hemen yanında da bana göstermeye çalıştığı bir ağaç :) arada kafamı kaldırıp bakıyorum.. odanın ışıklarını kapasam sanıyorum gökyüzünü görebilicem camdan-evet kapadım şimdi görünüyor,ama açtım tekrar çünkü hava kapalı aynı zamanda camlar çok pis:) ama ışıkları kaparınca çok da sorun olmaz kanımca ... bir kaç günü daha bu bodrum katında geçirmeyi planlıyorum- hiç fena fikir değil... babam burayı adam edene kadar buralar benden sorulur...

artık uyusam iyi olacak, tabiki burda değil yumuşacık yatağım dururken... sakine hanımla vedalaşma vakti.. haydii cümleten iyi sabahlar blog yawrucak...

gravitasyone!

6-7 kişi gravitasyon diye bir ders aldık haftanın 4 günü beraberiz, o kadar diyim... grubun adını gravitasyone koydum, gruptakiler tabi beni pek tanımıyorlar eminin manyak bu kız diyorlardır, yolda gördüğümde hepsini naber gravitasyone diye çeviriyorum:) içim dışım gravitasyone oldu, paso ödev yapıyorum hatta -ruz anasını satayım :) yok satmayayım yaa yazık...aman haa şikayetçi falan olduğum yok öyle görünüyorsa haşaaa, yahuu matematik ne güzel şeymiş hele de fizikle anlam kazanınca daha da bir güzel geliyor insana, yapılan her işlemin doğada bir karşılığının olması harika bişey, ben bunu yeni yeni anlıyorum-koca kafa ne olucak :) ahh kafam ahh şimdiki aklım zamanında olaydı.. neyse zararın neresinden dönersek kardır vesselam=)
bu aralar bir de yawrucaklara bişeyler hazırlıyorum.. sınavlardan biraz o işi aksattım ama toparlarım diye umuyorum, toparlarım toparlarım, sözkonusu yawrucaklar oluca akan sular durur, azıcık uyumayıveririm ne olucak:)
içim kıpır kıpır yaptığım işlerden bugüne kadar hiç bu kadar zevk almamıştım... ama çalışmak lazım beyaaa... nazar boncuğum boynumda dolanıyorum, oyarım gözlerinizi valla:)

bir bulut olsam, yüklenip yağsam... (lal') ne güzel şarkıdır be yaa, aklıma geldi şimdi.. dinlesem iyi ederim yoksa içim içime sığmamaya devam edecek..
... ne güzel şeymiş vesselam=)

gönül makamı...


ne zaman ki dardadır gönlüm, ne zman ki içim sıkılır.. sanki biliyormuşçasına çıkar karşıma. hangi gündür, hangi saattir bilmem ama ben ne zaman huzur istesem yanımdadır... alt üstü bir müzik proramı ne de büyüttün, anlamlar yükledin diyebilirsin ama ne bileyim yaw, kaçtır tesadüf oldu, 2 tesadüften sonra bir anlam yüklerim hiç acımam.. gerçekten Türk Müziği'ni ve hissetmeyi seviyorsanız izlemeye ve dinlemeye değer.. gecenin bir yarısı, bazen öğleden sonra, bazen sabahın körü:) gerçekten bilmiyorum ne zman olduğunu hep farklı zmanlarda izledim, açıkçası ne zıamanlar olduğunu çok da merak etmiyorum, böylesi daha tatlı böylesi daha gönül okşayıcı... programı izlerkensonra yine istanbul'u hatırladım-ne zman aklımdan çıkıyor ki neyse, aşka gelip bütün istanbuldaki arkadaşlara msj attım bayramlarını kutladım=)
amaannnn adımız çıkmış 9'a inmez 8'e, etiketimin arkasına sığınarak ne yapsam yeridir... :)

koşmayı bırakıp ben de yürümeye karar verdim...

22 Ekim 2009 Perşembe

içten sesler korosu-4

tek bir cümle ve tek bir bakış :

"iyi çalışmalar.." , dedi

elimi sıktı , gözlerini kapayıp açtı-minik bir tebessüm ve uzaklaştım...

neş'e


iyi ki doğdun neş'em...

20 Ekim 2009 Salı

güne başlarken "küçük prens" ...

yeni bir hayata,düşünce akımına başlamak isteyenler için doğru bir kitap ve doğru bir gün
herşeyi bir kenara atın, ne randevunuz varsa, ne işiniz varsa işte (tabi benim gibi aylak öğrenciyseniz=)) demli bir çay yanınaa-- bir dk yaa ben hep demli çay içerim zaten,bu defa başka olsun ada çayı olsun mesela, şöyle buram buram koksun:) yanına istersen bisküvi ama kitabını almayı unutma, dikkat et çay falan dökmesin üstüne , küçük prensin canı yanabilir...

19 Ekim 2009 Pazartesi

**Küçük Prens**


insan oğlunun vardır mutlak geç kalmışlıkları, benim o kadar çok şey var ki, biliyorum bu özelliğim de mükemmelliyetçiğimden geliyor, diceksiniz neyi mükemmel yapıyorsun... şu anda tartışılır ama vardır elbet bir zamanı:) her neyse konuyu saptırmayayım, bu gün dernek toplantımız vardı uzun zamandır bu kadar hararetli, yoğun, dolu dolu bir toplantı yaşamamıştık,
toplantı sonunda herkes birbirine bağlandı kenetlendi, umarım güzel şeyler çıkıcak ortaya, insanlara insan olduklarını farkettirmek güzel şey vesselam, insanın insan olduğunun farkına varması da tabi=) toplantı çıkışı yine daldım düşünmeye:) sonu olmayan düşünceler ve içimden kitapevine gidip yıllardır okuyamadığım , ama hep içimde kalan kitabı almak geldi -"küçük prens"i aldım kendime.evet güzel olduğunu biliyordum kitabın lakin bu kadar etkileneceğimi tahmin etmemiştim.
ben küçükken pek kitap okumazdım o nedenle şimdi ne kadar okusamda küçüklüğümde okuyamadığım o kadar çok çocuk romanı- öykü kitapları var ki, en güzellerini bulup okuyacağım.

1 gün daha geçiyor ve daha çok eksiğim olduğunu görüyorum tekrar geriye dönüyorum, sıfırdan başlamak değil belki bu ama eksikleri, eksiklerimi tamam lazım .. ben ben olmayacakmışım gibi geliyor yoksa.

sadelik insanın özü esasında yavaş yavaş geride bırakıyoruz fazlalıkları lakin içinde boşluk da bırakmamak lazım yoksa çırıl çıplak kalmak istemem... unutkanlığımı zorluyorum bu aralar iyiyi de kötüyü de unutmamalıymış meyer insan, unutmak önce çözüm gibi gelsede o unuttuklarının yanında hayatının da bir bölümünü de siliyosun yaa işte o zman olan sana oluyor.. mega hafıza dergileri falan mıı alsam bilemedim vesselam:):)

kitapla ilgili yakında mutlaka yazarım... bu gün 2 saatlik uykuyla duruyorum,şimdi biraz okuyup üflemeli sonra da uyumalı...

17 Ekim 2009 Cumartesi

... "Tülay German" Türküsü

Sallanı sallanı geldi sahneye
Avrupada birincilik alan kız
Güzel yanakları benzer lambaya
Karanlık dünyaya ışık saçan kız.

Açıldı perdeler bir ...güneş doğdu,
Sanarsın meydana yıldızlar yağdı
Alkış sedaları göğlere ağdı
Aağol, varol nazlı nazlı gülen kız.

Tan yıldızı gibi parladı çıktı
Gören aşıkların bağrını yaktı
Kehribar saçları sola bıraktı
Cümle güzellere başkan olan kız.

Tülay güzel, German güzel,boy güzel,
Ahlak güzel, sesi güzel, huy güzel
ALİ İZZET'i sana hayran ey güzel
Keklik gibi süzülerek gelen kız.

AŞIK Ali İzzet

12 Ekim 2009 Pazartesi

kuziçkalarıma...

bir arkadaşım var çok sevdiğim(çok var da, bu bir tanesi), biraz içine dönük bir insan, pek konuşmayı sevmez, sormadan söylemez ,ama dünya tatlısı bir insan...=) bu gün netten konuşuyoruz-deli ettim çocuğu:) o konuşmayınca, ben de anlattıkça anlattım, anlattıkça anlattım:)
istanbulu anlattım civanlarımı-civaneylerimi anlattım ona, ne çok seviyormuşum sizi, anlata anlata bitiremedim-lanet olasıcalar.. özledim ulann.. anlattıkça özledim, bebeklerim benim =) gören sizi de çocuk falan sanıcak, kazık kadar adam oldunuz leennn, geliyorum ulaann 29 ekim'e istanbuldayım...

7 Ekim 2009 Çarşamba

jggdgfnhmjuym*90983487......erorreroorrr...ikjlkıc

ohaaa, unuttum ulan ne yazacağımı unuttum :)
zeynep teyzeliğim yine ön plana çıkmaya başladı..
neysee yazacağım aklıma gelince yazarım yinee..
anam vayy haliimeee yaaa:):)

6 Ekim 2009 Salı

sağlıklı insan olma listesi...


kafamın bir kısmını yok etsem, sanırım daha sağlıklı bir insan olucam,
kalabalığımın bir kısmını yok etsem, sanırım daha sağlıklı bir insan olucam,
yorgunluğumun bir kısmını yok etsem, sanırım daha sağlıklı bir insan olucam,
düşüncelerimin bir kısmını yok etsem, sanırım daha sağlıklı bir insan olucam,
koşuşturmacalarımın bir kısmını yok etsem, sanırım daha sağlıklı bir insan olucam,
kendime daha çok zaman ayırsam, sanırım daha sağlıklı bir insan olucam,
günleri 24 saatten 48e çıkarsak, sanırım daha sağlıklı bir insan olucam...
yaz yaz bitmez arkadaş
bu böyle devam eder gider:):)

amaaannn neyse ne.. :P

dün akşam harikaydı, lösev adına düzenlenmiş, balle-tango adında bir gösteriye gittim-iki sevdiceğimle.. pek güzeldi,ilk perdedeki cıstak cıstak kızıl derili müziklerini pek beyenmesemde ikinci perde harikaydı tango müzikleri eşliğinde... , böylesine hiç gitmediydim vesselam, geçen sezonda anacığımla birkaçkere gittim baleye, amma bu bambaşkaydı, bir kere her zamanki klasiklerden değildi. insanların bişeyler ürettiğini,düşündüğünü ve bunu herkesle paylaştığını görmek harika bir duygu... dostluk güzel şey be arkadaş, keşkem herbiri ile daha çok ilgilenebilsem...

-->benim benden vazgeçmem zor da şu baş ağrısı benden bir vaz geçse, en azından 1 tik atmış olurum sağlıklı insan olma listeme ...:) kışkış cinler kışkış, kışkış cinler kışkış... =P

4 Ekim 2009 Pazar

dostlar beni hatırlasın...



ben giderim adım kalır,
dostlar beni hatırlasın.
düğün olur ,bayram gelir,
dostlar beni hatırlasın.
can bedenden ayrı kalacak,
tütmez baca, yanmaz ocak,
selam olsun kucak kucak,
dostlar beni hatırlasın.
açar solar türlü çüçek,
kimler gülmüş, kim gülecek,
murat yalan, ölüm gerçek,
dostlar beni hatırlasın.
gün ikindi akşam olur,
gör ki başa neler gelir,
veysel gider, adı kalır,
dostlar beni hatırlasın
Aşık VEYSEL

sınırları zorlamak...




biri bana bir gün "neden sınırlarını bu kadar zorluyosun?" derse ,vereceğim tek bir cevap var "büyümeye çalışıyorum" 70 yaşına gelsem de cevap değişmicek ...

uzun zamandır hissetmemiştim böyle, yaptığım işlerde zaman zaman hissetsem de bu duyguyu,
sürekli bir halde ve bu kadar yoğun, ilk defa bu gün hissettim kanımca...

doğru bir yer, doğru insanlar, çıkarı olmayan güzel insanların bir arada olduğu, tamamen hislerin,duyguların, içtenliğin ve bunları kapsayan "sevginin"yer aldığı bir ortam... geç kalmışmıyım baktım şöyle bir kendime, hayır her şey tam zamanında oluyor, her şey olması gerektiği gibi oluyor ve olmaya da devam edicek ...








3 Ekim 2009 Cumartesi

falan feşmekan


geçenki dengezisliğim dışardan yorgun ve bitkin
olarak karşılandı, sanırım gerginliğimi eskisi kadar
yansıtmıyorum insanlara, bu bir bakıma iyi bir hal:))
(gerginlik+minik sevinç ve mutluluklar)+bişey mi oldu sorusu =(yorgunluk+bitkinlik)+iiyim bişeyim yok cevabı+gülücük=iyi hal =))

aslında arada yazıcak çok detay vardı yani kullanılacak o kadar
çok fonksyon,değişken var ki, ama unuttum.
yalan, unutmadım gerçekten bu saatte yazmak...-üşendim şimdi:)
...

ileriye dönük düşünceler bu gün daha bir şeffaflaştı
hedefler daha bir elle tututulur olmaya başladı..

anne seni çok seviyorum...:):)
...
deniz'le kuantum çalışmak gerçekten zevkli...
sonrasında;
belgesel-film (einstein-eddington) açtım ama uyuya kaldı, izlemesini isterdim doğrusu
neyse elbet izletirim bir ara...
yarın tegv toplaşması var , erken kalkmalı...

2 Ekim 2009 Cuma

güne başlarkene..

ruh hali nasıl şey vesselam
aklım ermez, bir insan hem sinirli
aynı zamanda mutlu, aynı zamanda
düşünceli, anlamadığım bikaç
bişey de var, fakat hiçbirini yoğun
yaşayamadımı farkettim sanırım bu hale
dengesiz insan diyorlar, tabi içsel duygular
bunlar şu an yani bugün daha kimseyi görmedim
kim olduğu farketmiyor;sevmediğim bir adam da olabilir,
gerçekten çok sevdiğim bir insan da olabilir vs. vs.
fiziksel anlamda nasıl bir tepki oluşacak onlara karşı
bilmiyorum daha, bu halle insan içine çıkmak
daha nasip olmadı, birazdan şehre indiğimde
anlarım anyayı-konyayı...

1 Ekim 2009 Perşembe

be insan !

amacım illede kendimi sevdirmek değil be insan, ille de birileri ile iyi anlaşabilmek için çabalamıyorum, insanlığımdan bunun için utanmalı mıyım şimdi,yanlış anlamalarla dolu hayatınız vesselam, işiniz gücünüz yüzeysel bakmak herşeye, yüzeyselliğin içinde karmaşa yaratmak... yoktur arkniyet yüreğimde beyaa.. niye illede bişey ararsın kii, bilmem. aman hata yapmayasın...
lanet olsun içimdeki insan sevgisine :) kurnazlık değildir yaptığım, çift oynamam kimseye, ondan alıp buna satmam, yaptığım tek şey içtenlik, ille de bir niyet arama insanlığımda, beni de zan altında bırakma, be insan...

16 Eylül 2009 Çarşamba

içten sesler korosu-3

bulutların arasından doğmuş bir "...güneş", bazen ne de huzur verici oluyor...

o anlık mutluluk, kısa da olsa...

helede fonda, yavaştan inceye bir piyano sesi de var ise...

deymeyin keyfime...

12 Eylül 2009 Cumartesi

içten sesler korosu-2


geç oldu da, güç olmasa bari vesselam...
ki güç olacakmış gibi görülüyor
vay canına yandığımın, amaaann beyaaaa...
ppuuffffffffffffffffff..

10 Eylül 2009 Perşembe

monotonzade..

2 haftadır otomatiğe bağladım
sabah 10:30 gara antremanı, 12:30 gütüphane ve 18:00 yine gara antremanı...
(angarada yaşamak böyle birşey k'ler g olaveliyyo hemencük)
yahuu ne garip şey insan olmak, pardon insan olmaya çalışmak
benim gibi maloz insancıkların en berbat karakterlerli insancıklar olduğunu
biyor muydunuz? evet artık biliyorsunuz.
yahuu nedir bu doyumsuzluk anlayabilmiş değilim, nedir bu??
aslında doyumsuzluk değil, o kadar da kendimi yerden yere vurup ağır ithamlarda
bulunmayayım, yazık bana yawruummm:). sonuçta ne halt etmek istiyorsam ediyorum ve hiçbir zaman bu yediğim haltlardan hemen vazcaymıyorum, başlıyorsam bir halta, hayatımın parçası olaveriyyo, yahu yapmaya çalıştığım tek şey insancık basamağından insan basamağına atlayabilmek, sınırları zorluyoruz işte daha ne olsun... çok da kötü bir şey yapmıyormuşum aslında beyaaa... eferin baağaaa. nasıl bir karıyım yaa (bak bak argolaşıyor bide edepsiz) önce yerden yere vurdum kendimi şimdi de g.tümü kaldırıyorum:)
amaan beyaaa az önce mal mal yazarkenkene farkettim o nedenle bu konuya devam etmicem yani bir yere bağlamayacağım
sorunu anladım ben; adaptasyonee, o işi bir halletsem var yaaaaa :) dağılın ulan , tutmayın benii... (bak bak nasılda gaza getiyor kendini, salak-dingil)
ramp ramp ramp rama rama rama ramp ramaramp ramp ramp rama rama ramaramp... falan filan, yorgun düğüştüm ağlağamaktan dün yine... dara dara ramp falan filan...
zati mırıldanmasan bir halt olmayacak demi, çok biliyor ya hanfendii.. halt etmiş, hııhhh =S

yeter bu kadderrr..

5 Eylül 2009 Cumartesi

içten sesler korosu-1


taktım yine gözlüklerimi, kırılan parçalarını yaptırdım, sanırım daha iyi oldu şimdi..
bilgisayar kullanırken takmaya özen gösteriyorum, gerçekten rahatlatıyor gözlerimi..
yorgunluk çöktü üstüme; bedenen, ruhen..
dengesiz insanlara katlanamıyorum onu farkettim, farkındayım çok ağır bir itham oldu ama
gerçekten ne demeliyim; bir bakıyorsun senden iyisi yok, bir bakıyosun suratına bakmıyor insancık. anasını satayım nasıl bir iş bu. sanırım biraz farklı bakmak gerekiyor olaya neden bana böyle davranıyor değil de neden böyle demekte fayda var. şey düşündüm geçen acaba bencillik mi insanı bu hale getiren şey. karşındaki insanın etkilenip etkilenmiyeceğini düşünmeden istediği gibi özgürce davranmak mı yoksa, onları bu davranışlara iten şey. insan tabiki özgür olmalı, tabi ki istediği gibi davranmalı ama kimse de onu anlamak zorunda değil be kardeşim, ya karşısındaki de onun gibi bencil bir insansa zannetmiyorum o insanı anlamaya çalışacağını, kısır döngü gibi.. ne kadar özgür olsanda unutma karşındaki de özgür, maden öyle karşılıklı olarak kısıtlamadan yaşa özgürlüğünü.ne bilim yaa ,sırf başkaları mutlu olsun diye diğer başka insanlara katlanmak zorunda olduğumu zannetmiyorum, yeterince kalabalık zaten kafam.. bunu şimdi diyorum ama, eminim pişman da olacağım bu dediğimden, dayanamayacağım ve yine katlanmaya devam edeceğim, kimi kandırıyorsam, sanki bilmiyorum kendimi..
bir kaç gün, belki haftada br gün, belki yılda 1 gün ama yine de biliyorum bu durum kafamı kurcalamaya devam edicek... ya gidip konuşmalı, amannn ne bilem yaaa
ben ingilizce çalışmaya devam etsem iyi olucak bakasana saat yine kaç olmuş...
eyvallah..

7 Ağustos 2009 Cuma

böylesine bir huzur..

(KATRE-İ MATEM-İSKENDER PALA)

Bu gün oldukça huzurluydu benim için. güne geç başlamama rağmen gün için planladığım her şeyi yaptım. uzun zamandır, şöyle akşam ...güneş'inde cırcır böceklerinin,mahalle çocuklarının ve yoldan geçen araba seslerinin içinde kitap okumamıştım.. bu arada araba sesleri için şöyle bir yaklaşımım var,gözünüzü kapadığınızda dalga sesi gibi geliyor ses:) abartmıyorum deneyin isterseniz:) sanki Karadeniz'deymişsiniz de büyük dalgalar kayalara çarpıyormuş gibi...

KATRE-İ MATEM.... büyülenmiş gibiyim. nasıl bir kitaptır bu anlamadım ama beni benden aldı diyebilirim.


(huzurun veridiğ keyif..)


Kitapla ilgili çok şey yazmak istemiyorum sonrasına saklıyorum yorumları. ilk izlenimler olarak diyebileceğim, şimdilik 3 kelam var ; bimarhaneler, laleler ve eski Istanbul.. tabiki bunların yanında kitabı okurken, dışardan gelen sesler,...güneş'in durgun yaydığı ışık ve tam karşımda duran sardunya neş'em :) hepsi bir arada benim için kocaman bir huzuru temsil ediyor...


(sardunya neş'e hanım... )

Özür dilerim! bir de kardeşim vardı yanımda. nasıl unuturum yazmayı! o da bana kitap okuyarak eşlik etti.. onun da resmini koymak isterdim ama resim çekmeme izin vermedi kereta:)
kardeşim, o ve onun diyorum ama adı var tabiki çocuğun:) adı: KAAN..

sevgiler...güneş

6 Ağustos 2009 Perşembe

gecenin matemini...

hep böyle zamanlarda mı yazmak gelir insanın içinden...
bir şarkı çalar sessiz,uzakta ama içten, içimdeki o hicranı okşayan..
korkutuyor bu hallerim beni ...güneş.
***dışardan bir ...güneş ışığını yansıtıyor içinize, kimse bilmez ki o ışık nasıl geliyor size.
Müptelayım bu hallere, hicran mıdır bu hüzün bilemedim...
sonunda anladım ve karar verdim, bir üstadın sözüymüş meğer içimdeki "olmayacak şey, bir insanın bir insanı anlaması" .

...

1 Mayıs 2009 Cuma

...denizim ve gemilerim

yorgun yıpratılmış günlerimin, benliğimin ardından söylediğim şarkılar... genelde hep 'eziginin günlüğü' olur bu şarkılar, nedendir bilmem. Nadir Göktürk, Hüsnü Arkan ve şüpesiz Orhan Veli... daha biraçok isim var ama bu adamlar gerçekten o noktayı, o kırılma noktasını o kadar iyi yakalıyorlar ki içimde onlara minnettarım... besteleri, sözleri, şiirleri ... aklıma geldikçe diğerlerini de yazıcam mutlaka ama şimdi içimden gelenler, bunlar... bu arada üç noktaları çok severim, cümleleri yarım bırakmayı...

AYRILIŞ

Bakakalırım giden geminin ardından,
Atamam kendimi denize,
Dünya güzel.
Serde erkeklik var,
Ağlayamam..

Orhan Veli


...KIYISIZ DENİZ

işte sana konuşan biri dilsiz ve dudaksız durmadan koşan biri elsiz, ayaksız böyle koşup durmak senin neyine gerek boşlukta ayaksız yürümek gökteki ay gibi ben bir denizim, ben bir denizim kendi içinde taşan ben bir denizim uçsuz bucaksız kıyısız, hür bir deniz

Mevlana



...GEMİ

Ah, küçücük gemi, sulara attın şimdi kendini, delisin
Ah, yakarlar seni, dönmezsin bir daha geri, delisin
Ah, deniz olayım, tuzumu rüzgârda savurayım, deliyim
Ah, ne yelken ne yel, köpüklerde kaybolayım, deliyim
Kime sorsam dönüşüm yok
Nereye gitsem mavi
Yelkenimde deli rüzgâr
Her yanım tuz, deliyim
Ah, peşimde rüzgâr, ne yağmurlar dost ne bir kıyı var, deliyim
Ah, düşlerim kaldı, yalnızım düşlerim kaldı, deliyim
Ah, yaralı kalbin, sönüp gidecek yaralı kalbin, delisin
Ah, küçücük gemi, dönmezsin bir daha geri, delisin
Kime sorsam dönüşüm yok
Her gemi biraz deniz
Her yanım mavi, her yanım yel
Her yanım tuz

...GEMİLER GİBİ

Gel otur yanıbaşıma, anlat istanbul
Sokakların dili yok mu kendince
Uzan denize karşı, çek sabah dumanını
Sarayların sahibi kim kaldı
Gemiler gibi dünya, gemiler gibi hayat
Gemiler gibi sevda, geçip gidiyor, geçip gidiyor
Gözlerin gibi bir rüya
Gördüğüm yetmiyor ki
Kalbim açıkta bir gemi
Yalnızlık bitmiyor
Gemiler gibi dünya, gemiler gibi hayat
Gemiler gibi yıllar, geçip gidiyor, geçip gidiyoriçim galata kulesi, taş taş üstünde
Sabahı et gönlünce eteğimde
Gel otur yanıbaşıma, anlat hallerini
Susuşların dili var kendince...
Hüsnü Arkan

İzleyiciler