10 Kasım 2010 Çarşamba

11.11.10

bazen insan öylece durur; sadece durur, birşeyler yaşanıyordur etrafında, ama o sadece izler durur, bir yandan kaygılar hat safhadadır, güneş batmış, sevgililer gitmiş, umutlar yitirilmiştir. kontrol gitmiştir elden. önce unutkanlıklar başlar dersinki iyiki unutuyorum yoksa nasıl dayanılır, sonra bakmışsınki güzel olanlar da unutulmaya başlanmış işte o zman anlarsınki hiçlikler başlamış. halden hale geçişler keskinleşmeye başlar, gittikçe geçiş süresi azalır işte tam orada kurtardın paçayı kurtardın yoksa sait faik şapkalı amcam şapkasını çıkarıp başını eğer ve sana hürmetlerini sunar -"hayata hoş geldiniz insan" .
şimdi eski şarkılar dinlenmeye başlanmış, hafif bir piyano ve güzel,narin bir kadın sesi kulaklarında. ses dediğin o ince dokunuşlar teniyle bileşir insanın , bak hissetmeye başladı bile, durr sus artık daha da içeri girmeye başladın ses, yaptığın ayıp değil mi haa, ne hakkın var bu kadar içeri işlemeye, git buradan... dokununca da yapışıyor yahuu ne istersin ki o sadece bir insancık. insancık biliyor ki bunlar hep boşluklarından unutulup doldurulamamış yarınlarından. birkaç bişey kalmış kafasında unutmadığı istiyor ki onları da kaybetmesin, ama nankör bu sesler yaşatıyorlar anları an ve an, git burdan giiiitttt dinlemeyeceğim seni dese de insan, yapacak yok insan yine insan...

22 Aralık 2009 Salı

*

hayat, taşların yerine oturmasından ve ''vay canına'' demekten başka bişey değil galiba...
yaa daha çok şey tabiki ama ben şimdilik bunu vurgulamak istedim, allah allahh ne var yani ille de yazdığım her şeyin çok mu doğru olması lazım ,, üüff yaa sınavım var aslında çalışmamak içün elimden geleni yapıyorum, saçmalıyorum =)
serkoşla konuştum az önce biliyorum kızıyor serkoş deyince ama nerdeee, okumaz bile burayı:) özlemişim leenn dombili göbeği, her görüşümde daha da büyüyor göbüşü :) gece gündüz cola aburcubur tüketmekten olacağı buu.. valla ben de canım çekti bu saatte de nerden bulacağım yaw.. bir ara istanbula geleceğim, olum özgür sizin şu tango pratiklerine biz de gelebiliyoz mu dışardan, yok diyosan cingar çıkarırım:)
üüff yaa ben ders çalısıcam, saçmalamaktan daha keyifli =)
anlaşıldı sabahlamadan olmayacak, yine günü doğuracaz desene...
haydiyin gaçanze...

vayy canına yaa , vayy anasını yaaa ;)

sevgiler,

*

29 Kasım 2009 Pazar

olacak iş değil!

gece gece çenem açıldı :)
hadi ordan, olacak iş değilmiş de bilmemne...
yazmayı özlemişim demiyor da leydi hanım- ayak üstü iltifat da ettim kendime, hadi yine iyisin:)
bu gün bir manyaklık yaptım ama yoo manyaklık sayılmaz, odamda ders çalışmaktan o kadar sıkıldım ki ben de evin farklı yerlerinde çalışmaya karar vedim- evet tuvalette çalışmak da güzel ama kimsenin rahatsız edemeyeceği bir yer daha makul geldi, bayram dolayısı ile ziyaretçisi de arttı haspanın. bizim bodrum katına indim ne eşya var ne bişey bir masa bir sandalye bir de benim sakine :) yanıma antika lambamı aldım bir de bilgisayar, kitaplarım vs. sabahtan beri bu bodrum katında oturuyorum,-yalan ara sıra özel ihtiyaçlarım için yukarıya çıktım doğru bir de gece saat 3 sularında tv izlemeye çıktım onda da gönül makamı denk geldi biraz oturdum ve şimdi yine burdayım :) kanımca sabahtan beri 10 saat olmuş.. vayy canına yaaa, çok sevdim be yaaa..
bodrum katı olduğundan odanın camı biraz tavana yakın, hemen altına koydum masayı gündüz camdan ışık aldım, akşama doğru sokak lambalrı açıldı, baktım pencerenin kenarında ışıldıyor bir tanesi, hemen yanında da bana göstermeye çalıştığı bir ağaç :) arada kafamı kaldırıp bakıyorum.. odanın ışıklarını kapasam sanıyorum gökyüzünü görebilicem camdan-evet kapadım şimdi görünüyor,ama açtım tekrar çünkü hava kapalı aynı zamanda camlar çok pis:) ama ışıkları kaparınca çok da sorun olmaz kanımca ... bir kaç günü daha bu bodrum katında geçirmeyi planlıyorum- hiç fena fikir değil... babam burayı adam edene kadar buralar benden sorulur...

artık uyusam iyi olacak, tabiki burda değil yumuşacık yatağım dururken... sakine hanımla vedalaşma vakti.. haydii cümleten iyi sabahlar blog yawrucak...

gravitasyone!

6-7 kişi gravitasyon diye bir ders aldık haftanın 4 günü beraberiz, o kadar diyim... grubun adını gravitasyone koydum, gruptakiler tabi beni pek tanımıyorlar eminin manyak bu kız diyorlardır, yolda gördüğümde hepsini naber gravitasyone diye çeviriyorum:) içim dışım gravitasyone oldu, paso ödev yapıyorum hatta -ruz anasını satayım :) yok satmayayım yaa yazık...aman haa şikayetçi falan olduğum yok öyle görünüyorsa haşaaa, yahuu matematik ne güzel şeymiş hele de fizikle anlam kazanınca daha da bir güzel geliyor insana, yapılan her işlemin doğada bir karşılığının olması harika bişey, ben bunu yeni yeni anlıyorum-koca kafa ne olucak :) ahh kafam ahh şimdiki aklım zamanında olaydı.. neyse zararın neresinden dönersek kardır vesselam=)
bu aralar bir de yawrucaklara bişeyler hazırlıyorum.. sınavlardan biraz o işi aksattım ama toparlarım diye umuyorum, toparlarım toparlarım, sözkonusu yawrucaklar oluca akan sular durur, azıcık uyumayıveririm ne olucak:)
içim kıpır kıpır yaptığım işlerden bugüne kadar hiç bu kadar zevk almamıştım... ama çalışmak lazım beyaaa... nazar boncuğum boynumda dolanıyorum, oyarım gözlerinizi valla:)

bir bulut olsam, yüklenip yağsam... (lal') ne güzel şarkıdır be yaa, aklıma geldi şimdi.. dinlesem iyi ederim yoksa içim içime sığmamaya devam edecek..
... ne güzel şeymiş vesselam=)

gönül makamı...


ne zaman ki dardadır gönlüm, ne zman ki içim sıkılır.. sanki biliyormuşçasına çıkar karşıma. hangi gündür, hangi saattir bilmem ama ben ne zaman huzur istesem yanımdadır... alt üstü bir müzik proramı ne de büyüttün, anlamlar yükledin diyebilirsin ama ne bileyim yaw, kaçtır tesadüf oldu, 2 tesadüften sonra bir anlam yüklerim hiç acımam.. gerçekten Türk Müziği'ni ve hissetmeyi seviyorsanız izlemeye ve dinlemeye değer.. gecenin bir yarısı, bazen öğleden sonra, bazen sabahın körü:) gerçekten bilmiyorum ne zman olduğunu hep farklı zmanlarda izledim, açıkçası ne zıamanlar olduğunu çok da merak etmiyorum, böylesi daha tatlı böylesi daha gönül okşayıcı... programı izlerkensonra yine istanbul'u hatırladım-ne zman aklımdan çıkıyor ki neyse, aşka gelip bütün istanbuldaki arkadaşlara msj attım bayramlarını kutladım=)
amaannnn adımız çıkmış 9'a inmez 8'e, etiketimin arkasına sığınarak ne yapsam yeridir... :)

koşmayı bırakıp ben de yürümeye karar verdim...

22 Ekim 2009 Perşembe

içten sesler korosu-4

tek bir cümle ve tek bir bakış :

"iyi çalışmalar.." , dedi

elimi sıktı , gözlerini kapayıp açtı-minik bir tebessüm ve uzaklaştım...

İzleyiciler